BİR BALIK ÇOK BALIK

Home » Uncategorized » Bir sualtı avcısının “mavi tur” sualtı gözlemleri

Bir sualtı avcısının “mavi tur” sualtı gözlemleri

Beni bilen bilir, Amatör (acemi değil) bir avcıyım. Amatörlük bir tercihten öte yaşamın bana getirdiği bir dayatma. Bu halinden pek de memnunum doğrusu. İyi bir üniversite eğitimim ve mesleğim var. Dolayısı ile balıkçılık bana bir meslek olabilecek bir uğraş değil. Sualtı Avcılığı ise çok sevdiğim ve huzur bulduğum bir uğraş. İşte bu yüzden Sualtında Amatör avcılığı benimsiyor ve önemsiyorum.Zaman zaman avlanmak için hırslansam da işi tadında bırakmayı (avlandığım miktarı sınırlandırmak bakımından) biliyorum, bilmeye çalışıyor nefesimi kontrol altında tutmaya çalışıyorum.Fırsat bulduğum zamanlarda değişik yerlerde dalıp çıkmak çok keyif veriyor. İşte bunlardan birini de geçen hafta sonu, Marmaris – Bozukkale arasında, ailem ve dostlarımla beraber içinde bulunduğum bir tekne ile katıldığım bir mavi turda 3 gün yapma imkanı buldum.

Buna dalışa yasak sahalarda şnorkelling yapma da eşlik etti. 0-15 mt aralığını taradım. Nerden baksanız günde 6 km gezsem, bu üç günde yaklaşık 20 km eder. Hiç de az değil. İtiraf etmem gerekirse bilmeden dalışa yasak bir alana da girmişim(!)

Gördüğüm balık türleri arasında Sokkan, Zurna bolca bulunan balıklardı ki bunlar istalacı göçmen balıklar olup, bunun dışında Papağan(Iskaroz) genelde en çok görünenler. Serçe Limanı ki dalışa yasak bir alandır, burada bolca ahtapot olduğu söylenirken deniz nerede ise ıssızlaşmış, dalışa yasak olması sebebi ile Taşaltı balığı da bol olması gerekirken, Grida, Lahos ve Orfozdan eser bile yoktu. (0-15mt aralığında) Sadece bir adet mini minnacık bir ahtapot, hepsi bu.

Bunun dışında avcılığın serbest olduğu alanlarda av değeri taşıyan bir tek Sargoz vardı. Onlar da aşırı avcılık ve baskı sebebi ile son derece ürkektiler. Gerisi nerede ise bomboş bir salamura gibi. Sualtı taşlık alanları güzel olmakla beraber otluk, çayırlık alanlarda son derece azdı. Deniz eriştesi hiç görmedim.

Sadece bir koyda, birazcık beni mutlu eden bir sürü Orfoz yavrusu (750gr dan 5cm’e kadar) ve ufak Gridalar gördüm. Yavru ve porsiyon orfozları ürkütüp kaçırmak için elimden geleni yaptım. Ne kadar işe yarar bilmiyorum ama en azından dalgıç ve insana karşı bir ölçüde uzak durulması gerektiğini anlamış olabilirler.

Bu üç gün dolunay dönemi olduğu için gece avlanan sualtı avcısı yoktu. Bu sualtının aydınlık olması sebebi ile normal bir durumdu. Denetim ile sorumlu sadece Sahil Güvenlik bu alanlarda varmış (görmediğim için miş’li geçmişi kullandım). Karadan ulaşım sınırlı olduğu için Jandarma’nın yapabileceği bir şey yok. Tekne çok, vızır vızır. Sahil Güvenlik merkezleri de Datça ve Marmaris merkezlerde imiş. Yapabilecekleri denetim sadece ihbarla sınırlı ve bu kadar geniş alanın denetiminin zorluğu ortada.

Tekne durak yeri olan koylar ise, burada bulunan işletmeci kişilerin ve çevrede yaşayan balıkçıların insiyatifine kalmış durumda. Genel olarak bildiğim, bu kişilerin inisiyatifi kendi lehine doğanın aleyhine kullanmaları konusunda sınırsız özgür oldukları.

Sualtının tablosu zaten her şeyi ele veriyor. Gözlemlediğim diğer bir husus ise kumlubük mevkiinde bolca bulunduğu söylenen Caretta caretta’ların özellikle yavrularının kıyıda sürat motorlarından muzdarip olmaları. Bu daha ziyade bölge insanının bir söylemi. Alan kumluk olduğu için benim çok tercih ettiğim bir dalış alanı değildi.

Görmediğim balıklar ise, Orfoz, Lahos, Sinarit, Levrek, Çipura, Turna. Bunların hiç birinden av değeri taşıyan bir adet bile görmedim. Sadece yavru orfozların bulunduğu alanda yavru turnalar vardı.

Belli bölgelerde ise sınırlı miktarda Liça, Akya ve iki, üç adet Tombik gördüm.

Özellikle Sinarit, avlamayı hedeflediğim ve beklediğim balık idi. Bir adet palaz(yavru) bile görmedim. Bunun da en önemli sebebi Gececi Tüpçü kaçak Zıpkın avcıları. Geceleyin kayalık arası kumluk yerlere yatmaya gelen balık bu kadar avlanırsa, bu duruma şaşırmamak gerekiyor.

Kısacası bu Mavi turu Köfte ve Tavuktan oluşan hayvansal kökenli proteinler ile tamamladık.

Bu yazıyı bir taraftan gözlemlerimi paylaşmak diğer taraftan ise koruma tedbiri almadığın alanı yasaklasan da bunun hiçbir işe yaramadığını belirtmek için yazıyorum. Malum bu dönemde Deniz Koruma Alanları oluşturma konusunda önemli bölgesel çalışmalar yapılıyor. Yapılmasına yapılıyor da, şunu da çok iyi biliyorum ki, Balık altın değerinde olduğu için her türlü avcılık, buna en başta her tür ‘‘yasak avcılık’’ da dahil olarak Ticari avcılık zaten az olan denetime aldığı önemli tedbirlerle devam etmekte.

Bunları yakalamak için Devlet iradesi önemli tedbir almadığı ve bu işi çete suçu gibi görüp denetlemediği sürece, biz bu hazin tabloyu izlemeye devam ederiz. Kaçak sualtı avcısından başlayıp, kabzımala, restorana kadar uzanmadıktan sonra yapacak bir şey kalmıyor. Kaçak Ticari avcılar öylesine organizeler ki, sonuç almak çok çook zor. İmkansız demek istemiyorum çünkü onu dersem bu iş benim için travmaya dönüşür.

Ayrıca diğer bir önemli husus Dalışa Yasak alanlarla ilgili, bir tane bile ikaz işareti, Uyarıcı Levha Tabela bulunmayışı. Bırakın yabancıları harita bilgisi olmayan bir kişi ile bulunduğu alanın avcılık ve dalış için serbest olup olmadığını bilemez. Hal böyle olunca bölgenin sahibi olduğunu düşünen yerli balıkçı, kendisinden olmayan ve balık avlanma potansiyelini görecek kişiyi ihbar ederse, Sahil Güvenlik sınırlı imkanını kullanırsa birileri yakalanır. Haa yeri gelmiş belirteyim, bunların arasına Amatör Avcıların da girmesi kuvvetle muhtemeldir.

İlgiyle okuyanlara teşekkürlerimle.

Güven Özbakır
29 Ağustos 2013, İzmir
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: